Kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Onur, 29 yaşımdayım. Ankara Üniversitesi biyoloji bölümünden mezun oldum. Yüksek lisansımı yaparken KPSS ile Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na atandım. Bir yandan da doktoram devam ediyor.

 

İşitme kaybınız ne zaman teşhis edildi?

Dünyaya geldiğimde duyduğumu söylüyorlar. Yani doğuştan olmadığını söylene ailemden çok kişi var. Bir buçuk yaşındayken fark ediliyor. Herkesin farklı bir hikayesi var ama benim de hikayem şöyle; teyzem bir gün oyuncak almış bana, sesli bir oyuncakmış. Ve oyuncaktan da çok ses geliyormuş. Yeğenim o oyuncağa çok tepki verirken ben vermemişim. Bu şekilde anlaşılmış ve doktora götürmüşler. Doktor da ileri derece de işitme kaybım olduğu anlaşılmış. Ve cihaz kullanmam gerektiğini söylenmiş. Çok sık ateşlenirmişim, menenjitten olabilir demişlerdi ama yine de kesin bir sonuç yok. Çünkü ailede başka bir örnek yok.

 

Kaç sene işitme cihazı kullandınız?

2003 de ameliyat oldum. Yaklaşık 15 sene kulak arkası işitme cihazı kullandım. 2013 yılında koklear implant denilen bir ameliyatın olduğunu öğrendim. Ameliyatın daha iyi olduğunu duymuştum. O zaman 5. sınıfa gidiyordum. Hacettepe Üniversitesi’nde görüşmeler yapılmış ve bu ameliyatı olmam gerektiği söylenmiş. Sonrasında ben ameliyatı oldum ve iyi ki de oldum. Hem konuşma anlamında hem dinleme anlamında çok yol kat ettim. Çok faydasını gördüm.

 

Ameliyat süreciniz nasıldı, neler yaşadınız?

Çok da küçük sayılmazdım ama ameliyatta çok da sorun yaşamadım. O zaman ameliyat bir buçuk saatti ama şimdi daha da kısalmış. 2 gün gibi bir süre hastanede kaldım. Sonrasında çok kolay bir şekilde uyum sağladım. Ameliyattan sonra bazı çıkaramadığım sesler oldu. Bunlarla ilgili eğitim aldım. Ondan sonra da normal bir şekilde eğitimime devam etmiştim. Eğitim de bana sesli bir şekilde kitap okutturuyorlardı. Yanlış bir şey olduğunda onun doğrusunu öğreniyordum. Gerçekten çok çalıştım kelimeleri doğru telaffuz edebilmek için, başka bir şeye bu kadar çok çalıştığımı hatırlamıyorum. Çünkü diksiyonumu düzeltmek gerçekten çok istiyordum. Başardığımı da düşünüyorum. Ailem beni evde bile çalıştırıyorlardı. Bu tür ameliyat olacaklar için mutlaka rehabilitasyon süreci görülmeli. Sadece konuşma ve terapiden ibaret bir şey değil bu eğitim. Her şeyi öğrendiğimiz bir eğitim. Sonradan kaybeden bir sürü insan var ve buna alışmaları gerekiyor.

 

Sosyal çevrenizde sıkıntılar yaşadınız mı?

Bu konuda farklı bir çocuktum diyebilirim çünkü aile bağları kuvvetli biriydim. O yüzden sosyal anlamda sıkıntılar çekmedim. Mahalle okulunda okuduğum için arkadaşlarım zaten çocukluktan beri tanıdığım arkadaşlarımdı. Tabii ki zorlandığım zamanlar oldu özellikle bir konuşma ortamında dörtten fazla kişi varsa ben orda yoktum gibi bir şey oluyordu. Maalesef işitme kayıplı olan çocukların bir tık daha kendini geliştirmesi gerekiyor. Biz bir ortama girdiğimiz zaman ortamın frekansını bir almamız gerekiyor. Çünkü ortamı yüzde yüz anlayamadığımız için ayrı olarak kültürümüzü geliştirmemiz şart. Okuma, film gibi etkinliklerin içinde bulunmamız gerekiyor. Dediğim gibi sosyal ortamlarda çok fazla sıkıntı yaşamadım.

 

 

Eğitim hayatınızda sıkıntılar yaşadınız mı?

Zorluk konusu, benim kendi zorluklarım aslında, daha çok kendi içimde sıkıntılar yaşadım. Bir yandan da diğerlerinin rahatlığı benim çaba sarf etmemi gerektiriyordu. Örnek vermem gerekirse, bir çocuk en arka sırada oturuyordu. Sadece sağına soluna bakarak hocanın söylediği bütün kelimeleri anlıyor. Ama benim hocayı pür dikkat dinlemem gerekiyor. Bütün dikkatimi oraya vermem gerekiyor. Bizlerin normal duyan bir çocuktan 2 veya 3 kat daha fazla enerji harcamamız gerekiyor. Enerjiyi fiziksel olarak değil de zihinsel olarak harcıyorsunuz. Çünkü anlamakla duymak çok farklı şeyler. Bir sesi tamamen alıyor olmam yüzde yüz o sesi anlamam anlamına gelmiyor. Tabii bu normal duyan insanlar içinde geçerli. O yüzden lise yıllarında çok zorlanmıştım. Ben fen lisesi mezunuyum, en önde oturuyordum ve hocanın her dediğini anlamaya çalışıyordum. Sanki her şeyi anlamam gerekiyormuş ama anlayamazsam kendi eksikliğim gibi hissediyordum. Mesela ben bir şeyi duymadığım zaman benden kaynaklı olduğunu düşünüyorum ama aslında karşı taraftan da kaynaklı olabiliyor. Ama o “ben duymadım, duyamadım, duyamayacak mıyım?” sorularıyla kendi içinizde savaşıyorsunuz. Bu yaşıma gelmeme rağmen hala bu durum oluyor.

 

Bir gün doktora dersindeyim ve önemli bir konu işleniyordu. Konu bittikten sonra bilgisayara iki farklı görüntü yansıttı. Birisi A olsun birisi B. Ama ben hangisinin A hangisinin B olduğunu anlayamadım. Zannediyorum ki ben duyamadığım için anlayamıyorum. Hemen arkadaşıma sordum hangisi diye. Arkadaşım “ben de anlamadım bir soralım” dedi. Solumdaki arkadaşıma sordum ama o da anlayamamış. Hiç kimsenin anlamadığını görünce el kaldırıp hocaya sordum. Ve tepkisi “aa evet bundan bahsetmedik” oldu. Yani şunu demek istiyorum, bir çocuğa ilk önce her şeyi duyması gerekmediğini öğretmek gerekiyor. Gerek yok, anlamadığı zaman sorsun. Belki derste ben sormasam hiçbirimiz öğrenemeyecekti.

 

Koklear implantı ilk taktığınız gün nasıl hissettiniz?

Duyduğum ses değil gürültüydü. Kaba bir gürültü duydum, fazla yüksekti. Ama hoşuma giden bir şey vardı, ses yapay değildi. Hani ormana gidersiniz de cırcır böcekleri öter ve rahatsız olursunuz ama aslında o ses doğaldır, işte tam olarak bu! Zaman geçtikçe alışmaya başladım. İlk etapta annem ve babamın sesi bile çok yakındı. Sonrasında her şeyin sesi ayrışmaya başladı. Tabii o zamanlar çok dışarı çıktım, kendimi çok sese maruz bıraktım, çok fazla insanla tanıştım. Cihazımı hep taktım, kendimi zorladım diyebilirim. Türkçe dublajlı filmleri anlayamıyordum sonrasında anlamaya başladım. Yurtdışına çıktım, zorlandım ama arkadaşım sayesinde telefonla bile konuşmaya başladım. Yazışmayı bıraktım ve zorlansam da hep insanları aramaya başladım. Şimdi o kadar alıştım ki hiçbir sorun olmadan telefonla konuşuyorum.

 

Hayatınızda dönüm noktam dediğiniz bir şey var mı?

Var aslında! Birincisi cihazı taktığım zaman. İkinci enteresan olay ise biliyorsunuz koklear implantlar çok gelişti. Hatta son çıkan cihaz normal insan duymasından bile daha iyi duymaya başladı. Öncesinde farklı bir marka kullanıyordum şimdi Kanso markasını kullanıyorum. Ve ikinci dönüm noktam bu cihaza geçmem oldu. Bu benim üçüncü cihazım gerçekten birinci cihazıma göre çok daha iyi. Bu cihaz etrafta farklı sesler olsa da bir insan konuştuğu zaman insan sesi frekansını ayarlayıp sadece ona odaklanıyor. Gerçekten bu müthiş bir olay! Hatta gürültülü ortamlarda annem cep telefonunu bana veriyor. Teke tek konuşmaları normal kulaklara göre daha iyi anlıyorum. Çünkü çevresel bütün sesleri ayrıştırıp sadece insan sesini odak alıyor. İlk taktığımda hiçbir şeyi duymuyor gibiydim ve 2 hafta alışmaya çalıştım. Fark ettim ki cihaz duymam gerekenleri veriyormuş.

Bir çocuğun mutlaka 6 yaşına kadar bilişsel beceri dediğimiz olayı gerçekleştirmesi gerekiyor. Bilişsel beceresini geliştirmiş bir çocuk her şeyi yapabilir seviyeye gelir. Ben 6 yaşından önce işitmemi kaybetmiş olmama rağmen bilişsel becerimi geliştirdim. Gelişmeyen birey 40 yaşında gelse de çocukla konuşuyormuşsunuz gibi olur.